13 Ekim 2012 Cumartesi

Zuhal Baysar

Ressam Zuhal Baysar Boerescu, 1976, Ankara'da doğdu. Zuhal Baysar, 1999, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Sanatçı, 2000, Aynı fakültede Araştırma Görevlisi oldu. 2002, "İnsan ve An Resimleri" konulu tezi ile Yüksek Lisans programını tamamladı. 2006, "Toplumda Şeffaflığın Görsel Tanımı" konulu tezi ile Sanatta Yeterlik Doktora programını tamamladı. Halen aynı üniversitede Yardımcı Doçent olarak çalışmaktadır.

KİŞİSEL SERGİLER
2010 Galeri Soyut,  Ankara
2008 "Mahrem Sergi", Anadolu Ajansı Sanat Galerisi, Ankara
2008 "Düş-Gerçek"  Aysel Gözübüyük Sanat Galerisi, Ankara
2006 "Kent", Galeri Kavram, Hacettepe Üniversitesi, Ankara

ÖDÜL
2008-2009 Akademik Yılı Sanatta Teşvik Ödülü, Hacettepe Üniversitesi Senatosu.

"su..."
Ruh, gücünü nereden alır? Yaşamın gizemli döngüsü içinde yapıp ettiklerimizden mi? Ya da ruhun gerçekten de kutsal dokunulmaz bir kaynağı mı vardır? Var mıdır gerçekten?
Ruh gücünü nereden alır sahiden? Ruh derken, ta içimizde; bilincimizin de ötesinde "biz" olan o hissettiğimiz şeyden bahsediyorum. Hani bazen yorulur, tükenir; sessizleşir yalnızlaşıveririz yokluğunda... Ruh neden suskunlaşır, yorulur sahiden?

Bu sorular havada asılı kalsın, ben size "su"dan bahsedeyim... Suyun bir kimliği yoktur. Tadı tuzu olmaz; bedenin susuzluğunu giderirken, bunu sessizce ve huzurla yapar. Su, tıpkı kaosun ortasına giren geniş boşluklar gibidir. Rahatlatır, huzur verir, tazeler. Bunu yaparken de yeni bir tat, bir duygu katmaz, sadece yeni tatlara ortam hazırlar.

Su, alçakgönüllüdür; bir tadının olmayışına kızmaz, içerlemez. Söylem peşinde koşmaz. İşte ruhun ihtiyacı olan da suyun açtığı bu geniş boşluklardır. Söylemsiz, alçakgönüllü, sessiz, boş anlar... Ruhun yorulduğunda ihtiyacı olan şey sudur. Ruhun su ihtiyacı bazen o kadar güçlü olur ki, hiçbir şey hissedemez hale geliriz, susuzluk bile...

Ben resimlerimde ruhun su ihtiyacını ön plana çıkarmak istedim. Hiçbir başka anlamı olmayan boş anlar, benim resimlerimde su ile özdeşleşiyor. Bu boşluk ihtiyacı, resimlerimde mavi derinlikler içinde ruhun arınma ritüeline dönüşüyor. Ruh, suyun sahiplenici içine alıcı varlığında yeniden kendini buluyor. Her resimde yeniden kendini hatırlıyor. Boşlukta kendisiyle karşılaşıyor, kendisini affediyor ve yüzeye çıkıyor.

Bazı izleyicilerin şöyle dediğini duyar gibiyim. "Su mutlaka mavi olmak zorunda mıdır? Ne kadar bilindik!" Doğrudur; ancak mavi, derinliği, enginliği iki boyutlu yüzeyde en rahat yakalayabileceğiniz renktir. 

Engin denizler gökyüzünün mavisini yansıtırlar. Mavinin taşıdığı bu gizemli güç, suyun azizliğini ve içine alan doğasını destekler. Ayrıca ben suyu mavi bardakta içmeyi severim. Bu noktada benim açımdan suyu mavi boyamaktan daha doğal bir şey yoktur.

Benim için boşluk ve ruh, mavi rengin kucağında anlam buluyor. Artık, tanımsız boşluklara değer atfetme, onlara saygılarımızı sunma zamanıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder